ÇEÇENİSTAN’DA YAŞAYAN NOGAY TÜRKLERİ’NİN ÖRF VE ÂDETLERİ


Yazar: Said Ali Kudaynetov

Nogayların Menşei

Türk toplulukları içinde, Nogay Türkleri hep savaşçı ve göçebe yaşam tarzı sürdürmüş bir halk olmuştur. Nogay Türkleri’nin tarihi ve menşeine ilişkin değişik tezler ileri sürülmüştür. Bu tezlerin bazı noktaları tartışmaya açık, bir kısmı ise tamamen asılsız ve bilimsel dayanaktan yoksundur.

Yaygın görüşe göre Nogay Türkleri topluluğunun adı Mangıt boyundan çıkmış Emir Nogay’dan (Nogay Han) gelmiştir.  Nogay adı Moğolca bir isimdir. Emir Nogay, Altın Orda’da kırk yıl kadar devletin idaresinde etkili olmuş ve yönetimi istediği şekilde düzenleyebilmiş bir emir ve başkomutandır.  Başta bulunan hanları da kontrol etmekte başarılı olan Nogay, devlet yönetiminde kendi isteklerine karşı çıkan hanları değiştirmiş, böylece Altın Orda içindeki iktidarını korumuş ve sağlamlaştırmıştır. Etkili olmasından ötürü olsa gerek bazı kaynaklarda Nogay Han’a Nogay İmparatoru da denilmiştir.

Nogay Türklerinin Bayrağı

Nogay Han’ın 1265 yılında Müslüman olduğu belirtilmektedir. 1270-1271 yılında Nogay Han, Sultan Baybars’a gönderdiği bir mektupta İslam yolunda olduğunu, bundan böyle devamlı haberleşmek isteğinde bulunduğunu ifade etmektedir. Ayrıca “Biz senin elin ve parmakların gibiyiz. Sana uygun olana biz de uyarız, karşı gelene ise karşı çıkarız.” demiştir.

Tarihçiler, 1298 yılında Nogay Han ile Altın Orda hükümdarlarından Tokta Han arasında bir muharebe meydana geldiğini aktarmaktadırlar. Bu muharebe sonucunda Nogay Han’ın yenilmez ordusunun bozguna uğradığı, kendisinin de bir Rus askeri tarafından öldürüldüğü belirtilmiştir.

Nogay Orda’sından ve genel olarak Nogay Türkleri’nden bahsederken Emir Edige’den de bahsedilmesi gerekir. Çünkü Emir Edige de Nogay Türkleri için Nogay Han kadar önemli bir kişiliğe sahipti. Emir Edige de tıpkı Emir Nogay gibi Mangıt boyundan olup, Altın Orda’nın kaderinde uzun süre etkili olmuştur. Emir Edige yirmi beş yıl devletin başında olmuştur. Emir Edige, Altın Orda içindeki taht kavgalarından büyük ölçüde yararlanmış ve tahta peş peşe hanlar çıkarmıştır. Bu şekilde fiilen iktidarı elinde tutmuştur.

16 yy. Nogay Orda’nın Sınırları. (Turuncu renge boyalı topraklar)

Nogay Han’ın ölümünden sonra bu Orda’nın dağılmayarak bütünlüğünü muhafaza ettiğini ve Edige’nin de bu hazır durumdaki Ordayı Mangıt kabileleri içine aldığını ve böylece oluşan yeni Orda’nın ise eski liderlerinin adına bağlı olarak Nogay adıyla anıldığı ifade edilmektedir. Bu oluşumun Mangıtlardan Edige tarafından toparlanarak Nogay Orda’sının bir siyasal topluluk olarak tarih sahnesine çıktığı düşünülmektedir.

Nogay Türkleri

15. yüzyılın başlarında Nogay Türkleri’nin 4.000.000 civarında bir nüfusa sahip olduğu tahmin edilmektedir. XVI. yüzyılın birinci yarısında Nogay Türkleri’nin askeri potansiyeli bazı araştırmacılara göre 300.000 asker civarındaydı. 16. yüzyılın ortalarında Nogay tarihinde önemli bir yeri olan Nogay Mirzaları iki kardeş Yusuf Mirza ve İsmail Mirza arasında çıkan çatışmalar sonucunda Nogay Orda’sı Büyük Nogay Orda’sı ve Küçük Nogay Orda’sı olarak ikiye ayrılmıştır. İsmail Mirza Rusların tarafını tutarak, onlarla ticarî-iktisadî ilişkiler kurma konusunda çaba göstermişken, Yusuf Mirza ise Buhara ile ilişki kurmuştur. 1555 yılında Yusuf Mirza öldürülmüştür. Onun ölümünden sonra İsmail Mirza ile mücadeleyi Yusuf Mirza’nın oğulları sürdürmüşlerdir. 1563 yılında İsmail Mirza’nın ölümüne dek devam eden bu çatışmalar Nogay Orda’sının tamamen parçalanmasıyla sona ermiştir. Nogay Orda’sının parçalanmasında Don Kazakları ve Kalmıkların büyük rol oynadığı da bilinmektedir.

Günümüzde Nogaylar

Nogay Türkleri Türk boyları arasında belki de en çok kıyımlara maruz kalan topluluktur. 1783’de Nogay Türkleri’ne toplu olarak Rus İmparatoruna sadakat yemini ettirilmiştir. İmparator yönetimi bununla yetinmeyerek Nogay Türkleri’nin yaşadıkları yerlerden başka bölgelere sürülmesine ilişkin karar almıştır. Bu emre uymayan Nogay Türkleri ayaklanınca kendilerine karşı korkunç bir kıyım başlatılmıştır. Bu anlamda 1 Ekim 1783 günü, Nogay Türkleri tarihinin en kanlı sayfalarından biridir. Nogay Türkleri’nin kıyımının portresini net bir şekilde ortaya koyan ise şu ifadelerdir: “…hiç kimseye acımadılar; erkekleri, kadınları, ihtiyarları ve çocukları öldürdüler. Umutsuzluk içindeki Nogaylar burada kendi kadınlarını ve çocuklarını esir düşmemeleri için öldürürken, mallarını da imha ediyorlardı. Büyük Moğol Orda’sının son temsilcileri ateş, kan ve ceset içinde boğulmuştu.”

18. yüzyılın sonlarından itibaren Nogay Türkleri Rus yönetimi altına girerek Rus uyruğundan sayılmaya başlamışlardır. Ayrıca bu dönem Nogayların en yoğun göç dönemleri olarak bilinmektedir.

1859-1862 yıllarında Nogay Türkleri, diğer halklarla birlikte Osmanlı topraklarına göç etmişlerdir. Rusya’nın 18. yüzyılda başlayan Kuzey Kafkasları, Ön Kafkasya’yı, Aşağı İdil ve Kırım yarımadasını sömürgeleştirme politikaları, Nogay Türkleri’nin de topraklarını kaybetmelerine neden olmuş ve onların sayıları önemli ölçüde azalmıştır.

Günümüzde ise Nogay Türkleri tüm dünyaya dağılmış vaziyette yaşamaktadırlar. Atalarının sahip oldukları büyük şan günümüzdeki Nogay Türkleri’nde sadece kitaplarda kalmıştır. Nogay Türkleri’nin bazı Türk topluluklarında olduğu gibi ayrı ve müstakil bir devleti yoktur. Nogay Türkleri Kuzey Kafkasya başta olmak üzere Kırım, İdil – Ural havzası, Batı Türkistan (Kazakistan), Litvanya, Romanya, Kırgızistan, Bulgaristan, Özbekistan ve Türkiye’de yaşamaktadırlar. Her ne kadar Nogay Türkleri’nin çoğunluğunun (100 bin civarında) Kuzey Kafkasya’da yaşadıkları belirtilse de 1860 yıllarında Osmanlı Devletine göç eden 180 bin kişinin olduğunu var sayarsak Nogay Türkleri’nin en çok bulundukları devlet Türkiye’dir. Nogay Türkleri, Ankara’nın Polatlı ve Şereflikoçhisar ilçelerinde, Konya’nın Kulu ilçesine bağlı bazı kasaba ve köylerde, İstanbul, Adana (Ceyhan), Çorum, Eskişehir, Bursa, Kütahya, Gaziantep ve Isparta gibi şehirlerde yaşamaktadırlar.

Türkiye’de Yaşayan Nogay Türkleri
Türkiye’de Yaşayan Nogay Türkleri Gençlerinin Sanatsal Faaliyetleri
Türkiye’de Yaşayan Nogay Türkleri Gençlerinin Spor Faaliyetleri

Çeçenistan’da Yaşayan Nogay Türkleri

Rusya Federasyonuna bağlı olan Çeçenistan Cumhuriyeti Kuzey Kafkasya’da yer almaktadır. Sovyet döneminde Kuzey Kafkasya’da yer alan “Nogay Bozkırları” birkaç farklı bölgeye bölünmüştür. Nogay Bozkırlarının bir kısmı Çeçenistan’a, bir kısmını Dağıstan’a bir kısmını da Stavropol Vilayeti’ne bağlanmıştır. Şöyle ki yan yana olan iki köyün arasında sınır çizilerek, o köylerde yaşayan iki kardeşten birisi Çeçenistan’da diğeri de Dağıstan’da ikamet ediyor oldu. Tabi bu bölünmeler oradaki Nogay Türkleri’nin birbirleriyle olan sıcak ilişkilerine mani olmadı. Ancak bununla birlikte Çeçenistan’da yaşayan Nogay Türkleri ve Kuzey Kafkasya’nın diğer bölgelerinde yaşayan Nogay Türkleri arasında örf adet bakımından az da olsa bazı farklılıklar meydana geldi. Tabi bunun temel sebebinin Nogay Türkleri’ne komşuluk yapan halkların olduğu kanaatindeyim. Bu bakımdan Çeçenistan’da ikamet eden Nogay Türkleri’nde din ile ilgili örf ve âdetlerin diğerlerine kıyasla daha korunmuş olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim Çeçenistan’da ikamet eden halkın dinine bağlılığı konusu herkesçe malum olan bir husustur.

Çeçenistan’ın Başkenti Groznıy

Nogay Türkleri Çeçenistan Cumhuriyeti’nin Şelkovskoy ilçesinde yaşıyorlar. Nogay Türkleri’nin en kalabalık nüfusu ise Şelkovskaya ilçesinin Sarı-su kasabasındadır. Bundan 15-20 sene öncesine kadar Çeçenistan’da 15.000’e yakın Nogay Türkü yaşamaktaydı. Ancak bugün bu sayı ciddi oranda azalmıştır. Nitekim genç nüfüs çalışmak için Rusya’nın çeşitli bölgelerine dağılmış durumdadır. Bununla birlikte Nogay Türkleri Voskresenovskoe, Karşıga-Aul, Oraz-Aul, Çervlennaya, Şestoy Sovhoz, Starogladovskaya, Kurdyukovskoye, Kök-üy, Kobi ve Kargalinovskaya kasabalarında da yaşamaktadırlar.

Çeçenistan’da yaşayan Nogay Türkleri atalarından kalan örf ve âdetleri çok sıkı bir şekilde takip etmeye çalışmaktadırlar. Hatta bazen örf ve âdet konularını abarttıklarını da söyleyebilirim. Bu konuda Nogay Türkleri’nin evlenme konusunda uyguladıkları katı kurallar dikkat çekicidir. Şöyle ki Nogay Türkleri’nde amca, dayı, teyze ve hala çocuklarıyla evlenmek katiyen yasaktır. Nogay Türkleri’nde bu konuda hiçbir şekilde yorum yapılamaz. Hatta üçüncü ve dördüncü derecede olan akrabalarla da evlilik yapmak mümkün değildir. Buna ek olarak Nogay Türkleri’nde “taypa” yani “taife” veyahut aşiret diyebileceğimiz bir olay vardır. Aynı aşiretten olan iki genç de evlilik yapamamaktadır. Örneğin, A kasabasından bir genç “togınşı” aşiretinde ise B kasabasında veya şehrinde yaşayan ve o gençle hiçbir şekilde akrabalığı veya tanışıklığı olmayan “togınşı” bir kızla katiyen evlenemez. Çünkü onlar yedinci ceddinde aynı aileye mensup sayılmaktadırlar. O gençler iki kardeş gibidir. Bu katı kurallarla birlikte şunu da belirtmek isterim ki, Nogay Türkleri’nde evlilik konusunda gelin veya damat bulamamak gibi bir sorun da yoktur.

Çeçenistan’da Yer Alan Voskresenovskoye Kasabasının Okulu
Voskresenovskoye Kasabasının Çocukları

Çeçenistanlı Nogay Türkleri’nde Ramazan Bayramı

Çeçenistan’daki Nogay Türkleri’nin hayatında en önemli bayramın Ramazan bayramı olduğunu iddia edebilirim. Nitekim Nogay Türkleri’nde bu bayrama gösterilen ihtimam başka hiçbir bayram için gösterilmemektedir. Bununla birlikte Ramazan bayramı Nogay Türkleri’nin hayatında oldukça masraflı bir bayramdır. Zengin fakir fark etmeksizin bu bayramda herkes maddi anlamda büyük harcamalar yapmaktadır. Bu bayram için hazırlıklar çok erken başlamaktadır. Çeçenistan dışında oturan Nogay Türkleri bayrama gelmek için erkenden uçak, tren biletlerini temin ederler. Bayram havasını kendi çocuklarına da yaşatmak istediklerinden genelde ailece gelmeyi tercih etmektedirler. Zaten kendi kültüründen, halkından, toprağından uzak yerlerde büyüyen çocuklar bu bayramdan da mahrum kalırlarsa halk için bu çok büyük eksiklik olur. Bu yüzden Ramazan bayramında kasaba ahalisinin büyük çoğunluğu bayram günü Çeçenistan’a gelir.

Ramazan bayramı sabah erken saatlerde başlar. Hatta bayram namazı kılınmadan başladığını söylesek yerinde olur. Şöyle ki bu bayramda 7’den 70’e yani kasabada yaşayan neredeyse herkes birbirinin evini ziyaret eder. Yaşlılar bu konuda daha çok misafirleri kabul eden taraf olarak durmaktadır. Ramazan bayramında sabah güneşi doğmadan her evin kapısı sonuna kadar açılır. Çocuklar, büyükler ellerinde poşetlerle kasabadaki her evi bayramlaşmak için ziyaret ederler. Çocuklara çikolata, bisküvi, gofret, meye suyu ve çeşitli şekerler verilir. Büyüklere ise çorap, kumaş mendil, çay, başörtü, namazlık, gömlek ve buna benzer hediyeler verilir.

Ramazan Bayramında Şeker Toplama ve Gezmeler

Bayram namazı kılındıktan sonra imam ve etrafındaki cemaatin büyükleri ilk önce yakın dönemde cenazesi olan evleri ziyaret ederler. Daha sonra her sokağın belli sayıdaki cemaati (8-10 kişi) toplanır ve o sokağın ayrım yapmadan her evini tek tek ziyaret ederler. Her evde Kuran-ı Kerim’den birkaç kısa sure okunur. İmam ev halkına ve yanındaki cemaate nasihatlerde bulunur. İmama eşlik eden cemaat sokağın sonuna ulaşıncaya kadar epeyce imamın vaazından ve sohbetinden istifade eder. Her evde bir sofra hazır vaziyette olur. Sofradaki yemeklerden az da olsa tadılır. Sonunda dua edilir. Sokağın sonunda yan sokaktan gelen bir vatandaş imamı kendi sokağına götürmek için sırada bekler. Orada da aynı şekilde sokağın cemaati bekliyor vaziyettedir. Bu şekilde akşama kadar imam tüm evleri ziyaret eder. Tabi bu arada imamın da bir poşeti ya da çantası olur. Ona da namazlık, gömlek, çorap gibi hediyeler verilir. İmam olmak tabi bir ayrıcalıktır ama sorumluluğu da aynı şekilde büyüktür.     

Nogay Türkleri’nin misafirlerine bakış açıları aşağıda verilen panodaki şu beyitlerde görünmektedir:

(Nogayca)

Konak bolup keldin bızım avılga

Kolın yayıp şıktı bızım halkımız

Cennet kapı aşılsın senin yolınga

Zaman sayın eske alıp turarmız

(Türkçe)

Misafir olarak geldin bizim köyümüze

Kolların yayarak çıktı bizim halkımız

Cennet kapısı açılsın yolunuza

Her zaman sizi hatırlarız

Ramazan Bayramında Evlerde Kur’ân Okuma

Çeçenistanlı Nogay Türkleri’nde Kurban Bayramı

Kurban bayramı Çeçenistanlı Nogay Türkleri’nde biraz daha az neşe ile yaşatılmaktadır. Nitekim bu bayramda Ramazan bayramında olduğu gibi gezmeler, ziyaretler ve ziyafetler yoktur.

Çeçenistan’da Ramazan başlamadan önce hükümet tarafından Ramazan paketleri dağıtılmaktadır. Kurban bayramında da bu anlamda hükümet muhtar ve imam tarafından belirlenen ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtmaktadır. Ayrıca halk da kurban kesmesi halinde ihtiyaç sahiplerine ve yakınlarına kurban eti vermektedir. Genel anlamda kurban bayramının ilk akşamında kasabanın bir iki evinde büyükler toplanır. O sokakta yaşayan herkes kendi evlerinde yemekler hazırlayıp o eve getirirler. İmam davet edilerek Kur’ân okutulur ve dualar edilir.

Çeçenistanlı Nogay Türkleri’nde “Hafta Çayı” (Yıma Şay)

Çeçenistan’da yaşayan Nogay Türkleri’nin hâlihazırda da devam eden âdetlerinden biri de “hafta çayı” olarak bilinen bir olaydır. Hafta çayı Perşembe günleri yapılır. Bunun dinî açıdan da açıklaması pekâlâ mümkündür. Perşembe günü o sokakta ikamet eden büyükler ve kasabanın imamı davet edilir. Küçük bir ziyafet masası hazırlanır. Genelde külfeti az olan bir merasimdir. Bu anlamda insanlar israf etmemektedirler. İmam Kur’ân okur, vaaz ve nasihatlerde bulunur. Çok sık yapılan bir merasim olduğu için uzun sürmez.

Çeçenistanlı Nogay Türkleri’nde Cenaze Merasimleri

Cenaze merasimleri denilince akla 7., 40., 52., 100. Gün ve 1 yıl sonunda vefat eden kişi için yapılan merasimler gelmektedir. Bu âdet Çeçenistanlı Nogay Türkleri’nde hâlâ yaygın bir gelenektir. Bunun birkaç sebebi var. Başta gelen sebeplerden biri Nogay Türkleri toplumunun bu geleneğe uzun yıllardır bağlı olmalarıdır. Malum olduğu üzere Eski Sovyet Rejimi döneminde din tamamen yasaktı. Ancak bu rejim nikah ve cenaze merasimleri konusunda yasakları biraz hafifletmişti. Belli ki, bu durumu fırsat bilerek Nogay Türkleri’nin ataları bu merasimleri dini tebliğ ve irşat için bir araç olarak kullanmışlardır. Nitekim sadece bu iki merasimde toplu halde insanlara Kur’ân dinletebilme ve vaaz yapabilme imkânı vardı. Böylece bu âdet sayesinde Nogay Türkleri az da olsa dininden haberdar olmaktaydılar.

Günümüzde ise tabii olarak dini tebliğ ve irşat konusunda o dönemlerde olan sıkıntılar yoktur. Ancak hâlâ bu âdetler sayesinde toplum din hakkında malumat edinmektedir. Ahiret, cennet – cehennem, azap – sevap ve diğer dini konular genelde cenaze merasiminde anlatılır. Ve ne yazık ki, şu anda toplu bir şekilde insanlara din hakkında bilgilendirme yapma aracı Nogay Türkleri’nde pek yoktur. Nikah esnasında ise sadece karı-koca hakları konularında vaaz edilir.

Cenaze merasimleri külfetli bir âdettir. Ancak bu âdeti kolaylaştıran bazı unsurlar vardır. En önemli unsur ise Nogay Türkleri’nde devam eden toplumsal yardımlaşmadır. Nogay Türkleri’nde cenazeye gelen kişi, yakını veya tanıdığı ev sahibine kendi imkanları dahilinde bir bağışta bulunur. Böylece 7., 40. ve diğer günlerde yapılacak merasimler bu bağışlar sayesinde gerçekleştirilir.

Bu merasimlerde genelde büyük baş kurban edilir. Bununla birlikte çok çeşitli yemekler hazırlanır. Gelen gidenlere yemek ikram edilir. Cenaze gününden itirbaren 7. gününe kadar gündüzleri avluda her zaman cenaze evinin sahipleri bekler. Taziyeye gelenleri kabul eder. Bu merasimlerde imam dini tebliğ ve irşad konusunda en yoğun mesaisini harcar. Nitekim özellikle ilk 7 günde imam neredeyse her gün cenaze evinde olur. Gelen gidene vaaz ve nasihat eder. Bu anlamda bu âdetin bidat olarak nitelendirilerek tamamen yok edilmesinin, aslında Nogay Türkleri için faydadan çok zarar getireceği kanaatindeyim.  

Çeçenistanlı Nogay Türkleri’nde Kabir Ziyareti Günleri

Kabir ziyareti günleri olarak nitelendirebileceğimiz bir durum Müslüman toplumlarında yaygın değildir.  Nitekim kabir ziyareti için özel bir güne ihtiyaç yoktur. Ancak Nogay Türkleri’nin bu konuda kendilerine has âdetleri vardır. Bu âdete göre yılın bir günü (genelde Mayıs ayının ilk iki haftası) kabir ziyareti günü olarak ilan edilir. Meselâ falanca kabir ziyareti Mayıs ayının ilk haftasının Cumartesi veya Pazar gününde yapılır derler. Aslında böyle bir âdetin oluşmasının da Sovyet dönemine denk geldiği kanaatindeyim. Nitekim Sovyet döneminde şu an olduğu gibi 1 Mayıs’tan 9 Mayıs’a kadar resmi tatil vardı. Çeçenistan dışında yaşayan Nogay Türkleri sadece bu günlerde kabir ziyareti için gelmeye fırsat buluyorlardı. Kasabada oturanlar da toplumsal bir kolaylık sağlamak için muhtemelen onlara tabi oluyorlardı.

Mezarlık ziyaret gününde mezarlıktan sorumlu kişi ve imam halkın yardımıyla, mezarlık için ve bu tür merasimlere toplanan para ile büyük baş hayvan kurban ederler. Mezarlığın dışında yemekler pişirilir. Halk toplu bir şekilde mezara gelir. Herkes kendi yakınlarının mezarlarını ziyaret eder. Bazen imama mezar başında Kur’ân okuturlar. Ama genel olarak hazırlanan yemekten önce imam toplu bir şekilde Kur’ân okur ve tüm ölülere dua eder. Halka vaaz ve irşatta bulunur. Mezar ziyaretine küçük büyük fark etmeksiniz herkes gelebilir. Bununla birlikte cenazenin defni için mezarlığa sadece erkekler gelir. Tabi kabir ziyaret günü olması başka günlerde mezar ziyareti yapılmaz anlamına gelmez. İsteyen istediği zaman mezarlığa ziyarete gelebilir.

Nogay Türkleri’nin Mezarlıkları

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s