Engeller Kanaat, Mesafeler Vasıtayla Aşılır!


Yazar: Mustafa Barış

Hatırladı. Oğlunu aradı. Sevimli yaramazı getirmesini istedi. Karşı köyden, başlangıçta pek istemese de, yola koyuldu oğul. Emir büyük yerdendi. Dedeyle torunun tatlı ve tutkulu buluşmalarına o kadar şahit olmuştu ki… İçindeki isteksizliğin kaybolmasına yetti de arttı bu duygular. İlim, hayat tecrübesinden mahrum olmamanın doğal güzelliğini, dedesinin yanındayken gözlerinin gülüşünden anlıyordu baba.

Buluştular. Bir süre geçince, Dede, “zamanı olsa gerek” diye düşündüğü bir matematik testine başvurmak istedi. “Oldukça basit bir süreç” diye aklından geçirirken başına geleceklerden haberi yoktu. Dede ve torun başladılar saymaya. 1,2,3,4,5,6,7… Bir güzel öğrendi küçük. Hepsini tek başına da saymaya başladı. Dedenin mutluluğu yüzünden okunabiliyordu. O an, altından kalkabileceği başka bir alıştırmayı da eklemek istedi. Nihayette küçük ve yaramaz dense de gerekçelendirmenin, analiz, sentezin hem tarihinden hem kendisinden fazlasıyla haberdardı.

Sadece bir parmağını gösterdi. Cevap basitti. Torun da onu söyledi. Yine sadece başka bir parmağını gösterdi. Torun, “iki” dedi. Dede’de bir şeylerin ters gittiğine dair şimşekler çakmaya başladı ama emin de olamadı. Anlamak için düşünürken, küçükle alıştırmaya devam etti ve sadece orta parmağını gösterdi. Çocuk, “üç” dedi. Dede, aklından geçenlerin ağırlığı altında ezilir gibi hissetti aniden. Dahası da vardı. Birden odaya giren oğulun şaşkınlığından kaynaklanan hava, soğuk, aniden bastıran ve sert rüzgarların bahçelere ettiği fenalıkları andırır nitelikteydi. Oğul daha ne olduğunu anlamadan, belki de anlamak da istemeden, insiyaki bir hareketle çocuğunu alıp, gitmek istedi. Dede, oğula aldırmadı ve öğrettiği ezberlerin bir üst bilgisi sayılacak mantığa ulaşma yolunu anlattı. Durum, bu ihtiyar yaşına rağmen kıvrak fakat doğru, güzel, istikamette bir zihin hareketi gerektiriyordu.

Uzaklaşan baba, daha fazla dayanamayıp tekrar gelmişti. Hışımla çocuğunu aldı, arabaya bindirdi. Arka camdan hayret içindeki gözlerle baba-oğulu izledi sevimli yaramaz. Toruna gerekli bilgileri verip, vermediği kaygısı içindeki Dede, tartışarak arabasına binen oğluna o argo işareti yaptı. Dede’ye sükuneti veren ise arka koltuktaki torunun “Bir” diyen tebessüm içindeki yüzü idi.

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s