Aynı Irmaktan Ayrı Irmaklara


Yazar: Zeynep Özer

Bir adam ki, sesi kadının gecelerine yıldız, yüzü gönlüne huzur, varlığı kurumuş çölüne yağmurdu. Gözleriyse kadının yuvasıydı. Sebepsiz bir gülümsemenin meyvesiydi, eylemi tek, öznesi çift olan bu aşk.

Öyle ya sebep ve sonuçların sığmadığı bir âlemdi burası. Bir sebep ki yok oluşu doğurmaya yeterdi. Her birliktelik beraberinde kopuşu getiriyordu. Kör bıçağın ucuyla bölünüyordu sanki kadının yüreği.  Öyle bir bölünme ki, kendi kıyametinin koptuğunu hissetti. Yüreğine taş gibi bir acı oturmuştu. Dünyasının ipi öyle bir kopmuştu ki bir daha hiç düğüm tutmayacak gibiydi. Oysa seviliyor olma hissi neredeyse kadını seçilmişliğine inandırmıştı. Nasıl oluyor da şimdi çölüne yağmur olan, çölüm mü suyum mu diye düşündürebiliyordu? Ne var ki üzerine kasvetli bulutlar getirmişti bu sevda. Soğuk bir kış ağırlığına denkti bulutların getirdiği yağmur. Gökyüzündeki kuşların kanadı kırılıyor, balıkların suyu donuyordu. Keşke, adamın sebepsiz gülümsediği güne geri dönebilseydi ve ebediyen orada kalabilseydi kadın. Adamın ismi, bütün ömrünün tek kelimesi olmaya yeterdi. Aşka yaslanarak her şeyi unutmak mümkünken, yalnız kalmak da neydi? Adamdan gayrısını bilmemek mümkünken, ayrılık ateşine düşmek de neydi? Demek kalbiyle yaşayanların zümresiydi ayrılık.

Aynı zamanı birlikte yaşarken, ayrı ayrı yaşamaya devam edeceklerdi. Gönlünün denizini dalgalandıran sert rüzgâra sitem etti kadın. Rüzgârın suçu neydi ki? Görevini yapıyordu. Geçmişin rüzgârında yıkanan gül, şimdilerde mazi gülü olmuştu. Kimsenin etmediğini etmişti adam, kadına. Oysa adamın ismi kadardı kadının kelimesi. Tek bir kelime her şeyi yitirmeye yetmişti. Adamla dolan boşluk, yerini derin yokluğa bırakmıştı. Bir yokluk ki ne yokluktu. Kadın yeni anlıyordu, mutluluk ırmağında akarken çöle düştüğünü. Kendini yansıtan aynayı bulmuşken kırılmıştı o ayna. Paramparça olmuş, her bir parçası ayrılığın mihenk taşı olmaya yetmişti. Öylece aralarına gelen aşk, öylece de gitmişti. Öyle bir yere varmıştı ki aşk, kâğıda düşmeden kurutmuştu mürekkebi. Nasıl bir gidişti ki, kalemin ucunu kırmaya yetmişti. Zaman kadına hiç ummadığı bir duman getirmişti.

Ateşi kadında tüten bir dumandı bu. “Kimse kimsenin yerine yanmıyor.” diye söylendi kadın. Kimsenin yangını da kimseninkine benzemiyordu. Şimdi hangi su, söndürmeye yeterdi bu yangını? Dünya bir ırmak olsa, kadın artık o ırmağın dışındaydı. İçinde başka bir dünya vardı kadının. Adamla gidemediği bir dünya. Onunla yürüyemediği, birlikte geçiremediği gündüzler ve gecelerle dolu bir dünya. Hangi dünyanın yağmuru gözyaşlarının yağmuruna denk olabilirdi? Göz pınarlarından süzülen her damla, upuzun ve zor gecelere gebeydi. Biraz sonra elini göğsünün üstüne koydu kadın. Kalbinin altında geniş bir yerin boş olduğunu hissetti. Bütün ruhuma dolan bu boşluğu nasıl dolduracağım Ya Rabbi? diye geçirdi. Sebepsiz çağrılan yere gidişin, böyle gelişi mi oluyordu? Aklının almadığı, kalbine de sığmıyordu. Hesapsız yaşanılan aşkın, gelişi ve gidişi de hesapsız oluyordu demek. Gerçek şu ki, bundan böyle aynı ırmakta delicesine akmayacaklardı. Kim bilir hangi ırmakların suyu olacaklardı?

“Rabbim!” dedi kadın. “Sen en iyisini bilirsin. Böyle olduysa, böyle olması gerekiyordur.” Bu nasıl bir teslimiyetti ki kadının yüreğindeki acının ağırlığını hafifletmeye yetmişti. Nicedir aradığı ve ansızın buldum sandığı deniz karşısında, yorulan kalbini dinlemek vakti gelmişti. Gitmemek için en uygun zamanı seçip giden bir kalp, geri de dönmeyecekti. Velhasıl birbirine tanıdık gelen kalplerin sesi, artık kulaklarda uğultu olarak kalacaktı.

Not: Görsel kaynağı: https://www.etsy.com/au/listing/661719502/edvard-munch-separation-1904

Reklamlar

One comment

  • Derin kırılmalar yaşasak ta, hakka olan inancımız imanımız bizi ayakta tutan, hakkın bizim duruşumuzu görmesi için bir imtihanda olduğumuzun bilincinde sabırla bizi canlı tutan bu inancımız dostluklarımızın sıkı bağları ile dünyamızı bir gülümsemeyle bir şiirle dekore ederek süslememize yardımcı olan kelimeler sözler hecelerle, bu âlemde bir hoş seda bırakmak gayemiz, bunun bilincinde olan siz ve tüm kardeşlerime selamlarımı gönderiyorum iyi ki varsınız kardeşim, selamlarımla.

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s