Kitapları Nasıl Okumalı?


Mortimer J. Adler, Charles Van Doren, Kitapları Nasıl Okumalı, Çev: A. Erkan Koca, Birleşik Yayınevi, Ankara 2011.

Mevcut Baskı: Çev: A. Erkan Koca, Atıf Yayınları, İstanbul 2017.

Kitap okumak anlamında okuma eyleminin, toplumumuzda yaygın bir faaliyet olmadığı bilinen bir şeydir. Okuyanlarımızın çoğu da maalesef “kitap okuma”nın ne olduğunu bilmeksizin okumaktadırlar. Oysa “ilim, ilim bilmektir”, yani “bilmek, önce bilme’yi bilmektir” fehvasınca önce “kitap okuma”nın ne olduğu ve nasıl icra edildiği bilinmelidir ki okuma’dan fayda hâsıl olsun.

Okuma’nın ne olduğunu, iyi okuyan hocalara talebelik etmenin verdiği avantajla öğrendikten çok sonraları tanıdım Mortimer Adler ve Charles Van Doren’e ait Kitapları Nasıl Okumalı adlı kitabı. Dostum Yasin Ramazan, Amerika’da lisansüstü eğitimini sürdürdüğü yıllarda bu kitabı tanımış ve bize tavsiye etmişti. Kitap tam anlamıyla okumanın usûlünü ortaya koyuyor ve bu sayede düşe kalka değil, adam akıllı bir rehber eşliğinde iyi okuma’ya başlamanızı temin ediyor. Ne yazık ki ülkemizde sadece okuma eylemi değil, düşünme ve yazma eylemleri de bunlara ilişkin usûl eğitimi alınmaksızın icra edildiğinden eğitim kalitemiz bir türlü artamıyor. Düşünme’yi (mantık ve eleştirel düşünme anlamında) bilmeden düşünmeye, yazma’yı bilmeden yazmaya çalışıyoruz. Oysa okuma, düşünme ve yazma’nın usûlleri, eğitimimizin en öncelikli maddeleri arasında yer almalı.

Daha önce Yinedergi’de yayımlanan usûle dair bir yazımda alıntıladığım şöyle bir Arapça beyit vardı: “izâ tekarrara’l-vusûl bi’l-usûl/netaka’l-lisân bi’l-fusûl”. Rahat bir tercüme ile söyleyecek olursam: “Maksata ulaşma, usûl/metot ile gerçekleştiğinde dil, ayrımlarla konuşmaya başlar.” Bir konuda ayrımlara gidebilmek ise karmaşadan kurtulmanın göstergesidir. Bu nedenle metot, oldukça önemlidir.

Okuma’nın usûlünü ortaya koyan bu kitabın, kanımca en belirgin özelliği de okuma eylemini tasnif etmesi, yani bu konuda ayrımlara gitmesidir. Kitap bize başlangıç okuması, inceleyici okuma, analitik okuma ve sintopik okuma olmak üzere dört tür okuma’dan bahsediyor. Ben de yazımda sırasıyla bu okuma düzeylerini ele alarak değerlendirme yapacağım.

Başlangıç okumasının temel özelliği okuduğunu anlamadır. Yazarın da belirttiği gibi bizler bu tür okumayı ilkokul düzeyinde öğreniriz aslında. Ancak “ilkokulda öğrendiğimiz düzeyi çoktan geride bırakmışızdır” diye düşünürsek fevkalade yanılmış oluruz. Çünkü tıpkı yeni bir dil öğrenmek gibi yeni kelimeler öğrenmek ve bu suretle kelime dağarcığımızı geliştirmek de bu düzeyde yapılan bir faaliyettir. Dolayısıyla bildiğimiz kelime sayısı ile orantılı olarak konuşma kabiliyetimizi de artırmak bu düzey okumadaki başarımıza bağlıdır. Ben bu düzey okuma’ya girebilecek kitapları, tabiri caizse “ayaklarımızı uzatarak okuyabileceğimiz kitaplar” olarak görüyorum. Bunlardan çokça ve sürekli okumak lazım. Mesela ilerleyen satırlarda ele alacağım yorucu kitaplar bize ağır geldiğinde, hemen ara vermeli ve bu tür rahat okuma yapabileceğimiz kitaplara dönmeliyiz. Bir-iki soluklandıktan ve dinlendikten sonra yine yorucu kitaplara devam edebiliriz. Peki “hangi kitaplar bu başlangıç okumasında tercih edilebilir” diye aklımıza soru gelirse bence en iyileri roman, hikaye ve hatırat türünden kitaplardır.

İnceleyici okuma düzeyi, aslında alışageldiğimiz anlamda bir okuma’yı ifade etmiyor. Yani bu düzeyde kitabı elimize alıp, baştan sona okumuyoruz. Yaptığımız şey, okumak istediğimiz kitabı ana hatları ile tanımak. Dolayısıyla bu düzeye “ön okuma” da denebilir. Bu düzey okumayı yapabilmek için örneğin şu gibi sorulara cevap verebilmeliyiz: “Bu kitabın konusu nedir?”, “Bu kitabın amacı nedir?”, “Bu kitabın yöntemi nedir?”, “Bu kitap hangi bölümlerden oluşur?” vs. Bu düzey okumayı yapmak, bir yol haritası eşliğinde kitabı okumamızı sağlar. Böyle olduğunda da kitaptaki bilgilerin zihnimizde daha bir kalıcı hale gelmesini temin edebiliriz. Ya da bakarsınız bu düzeydeki incelemeyi yaptıktan sonra okumak istediğiniz kitabın, pek de okunmaya değer olmadığını anlayabilirsiniz. Böylelikle zaman israfından kendinizi korumuş olursunuz.

Üçüncü düzey olan analitik okuma’dan itibaren yorucu faaliyet başlıyor. Çünkü bu düzeyde kitapları, artık ayaklarımızı uzatarak okuyamıyoruz. Merhum hocam İbrahim Çalışkan’ın tabiri ile bu kitaplar “masa başında” okunacak kitaplardır, mümkünse yanında çay ile. Bu düzeyin temel özelliği not alarak okuma’dır. Yani okur, artık bu düzeyde sadece okuyan, dolayısıyla okuduğundan yalnızca etkilenen bir kişi olarak pasif bir konumda değildir. Bunun yerine bazen okuduğu satırların altını çizen, bazen kitabın arkasına/önüne notlar alan, bazen özet çıkaran, bazen anahtar kavramları tespit eden, bazen ileri okuma listesi çıkaran ve bazen de okuduklarını eleştiren bir kişidir. Bunları yapabilmek için kitabı daha detaylı ve dolayısıyla daha yavaş okumak gerekir. Yazarın tam olarak ne söylemek istediğini anlayabilmek oldukça önemlidir. Dolayısıyla yine bu düzeyde önyargılardan uzak ve sağduyulu şekilde metne yaklaşırsak ancak başarılı olabiliriz. Bu düzey okuma’nın nesnesi genellikle bilim/felsefe/düşünce kitaplarıdır.

Son düzey olan sintopik okuma, kendinden önceki bütün düzeylerden daha zor olandır. Bu düzeyin temel özelliği akademik amaçlara yönelik olmasıdır. Yani bu düzey okuma, bir düşünceyi bilimsel kriterler ışığında eleştirmek amacıyla yazı yazabilmek için yapılır. Kısaca söyleyecek olursam makale ya da tez yazacaksanız sintopik okuma yapmanız gerekir. Peki nedir sintopik okuma? Üçüncü düzey olan analitik okuma’nın, mukayeseli yapılmış hali. Birden fazla kitabı aynı anda analitik okuyarak ve bunları birbiriyle karşılaştırmak suretiyle elde ettiğimiz sonuçları eleştirel değerlendirmelerimize konu ederek okuduğumuzda sintopik okuma yapmış oluyoruz. Analitik ve sintopik okumayı bir benzetme ile söyleyecek olsam top çeviren cambaz örneğine başvurabilirim. Bir elinde tuttuğu çubuk üzerinde top çeviren cambaz analitik okuma yapıyorsa ellerinde, ağzında ve hatta ayaklarında tuttuğu çubuklar üzerinde aynı anda top çeviren cambaz sintopik okuma yapıyordur. Dolayısıyla en aktif okuma sintopik okumadır ve haliyle her okuyan’ın yapabileceği bir faaliyet değildir.

Reklamlar

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s