Hukuk ve Evrim


Hukuk, doğaya açık bir müdahaledir. Serbest bırakıldığında doğa kendi kuralları içinde işleyecek ve sürekli bir devinimle değişen durumlarda farklı tavırlar sergileyecektir. Güçlü olan kazanacak, zayıf olan kaybederek elenecek, doğal seçilim ile evrim yoluna devam edecektir. Hukuk, bir manada bu devinimin bir nokta esas kabul edilerek durdurulmasıdır. Güçlü olanın yanında zayıf olanın da yaşama hakkının savunulmasıdır.

Hukuk, normatif bir disiplin olması bakımından farklı davranışları benzer kalıplara sokarak anlamaya çalışır. Benzer davranışlara benzerlikleri nispetinde karşılıklar tayin eder ve farklılıkları nispetinde bunu sertleştirir ve yumuşatır. Esasen hukuk, matematiksel kesinliğe ulaşma gayretindedir. Hukuk, düzenin kurucusu ve koruyucusudur. Her şeyin tekdüze ve belirgin olması gerekir. Sosyal dünya da fizik dünya gibi kesin bir determinizm ile anlaşılabilmelidir ki sosyal hayatta da işler fizik dünyada olduğu gibi tıkır tıkır işlesin.

Ortadoğu kaynaklı vahiy geleneğinde dinlerin babası kabul edilen Hz. İbrahim, üç dinin de ortak atası olduğu gibi Tanrı’yı O’na inandıktan sonra sorgulayan ilk kişidir. Tanrı artık insan zihninde apaçık değildir. Zira insan zihni olaylar arasında determinal ilişki kurarak anlamaya başlamıştır.

İbrahim ile başlayan düşünme şekli, oğulları İsmail, İshak, Ya’kub ve Ya’kuboğulları ile gelişerek Hz. Musa’da zirveye ulaşır (İsrailoğullarının alemlere üstün kılınması belki de budur). Musa’ya gelindiğinde üç dinin de şeriatının temelleri atılmış olur. Nitekim Hz. Musa ile Hz. İsa arasında gelen tüm peygamberler bu şeriat üzerinedir. İsa, Musa’nın doladığı düğümleri biraz gevşetmiştir, o kadar. Kur’an ise kendini “ellerinde olanı tasdik edici” olarak tanıtmasıyla aslında Musa’nın attığı, İsa ile biraz gevşetilen düğümlerin yeniden atılması misyonuna işaret etmektedir. İsa biraz gevşetmiştir. Zira hukuk esas haline gelmişti. İsa’nın yaptığı, asıl olanın Musa’nın getirdiği şeriat değil, Hz. Adem’e üflenen ruha yönelmek olduğunu hatırlatmaktır.

Musa ile Hızır kıssası, Musa’nın hikayesinin en dikkat çekici bölümlerinden biridir. Hikayede Musa görünene göre hüküm verir. Çünkü o bir hukukçudur. Hızır’ın verdiği mesaj ise nettir: “Görünene göre hüküm vermek asıl olamaz. Zira görüntü asıl değildir.” Olayların derinine indikçe ilk verilen hüküm anlamsızlaşır. Asıl olan hukuk değil, ahlaktır.

Konunun en başına gelmiş bulunuyoruz. Hukuk doğaya karşı bir müdahale ise Tanrı neden hukuk kuralları vaz etmektedir? Tanrı niye kendi yarattığı doğaya yine kendisi müdahale etmektedir?

Görünen o ki Tanrı hukuk ile evrimi yönlendirmektedir. Adem’in yaratıldığı ilk andan beri ona öğrettiği kelimeler ile onu Doğa’nın hamuru olan çamurdan yaratılmış diğer canlılardan ayıran Allah (c.c.) onun soyundan gelenlere de hukuk ile sürekli müdahale etmiş ve daha yüksek bir ahlaka ulaşma yolunda insanın evrimini yönlendirmiştir.

Son not: Ahlakın, yaratmak anlamına gelen “h-l-k” kökünden türetildiği unutulmamalıdır.

Reklamlar

One comment

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s