Nedendir


Oysa bir zamanlar…

Zincir, kayaya kıvılcımla sürtünür.

 

Mağaradan salınır kısrak, yelesi kıra değerdi

Yeşil şebnem derilir

Sis burgusu dağılır

Mantar gürbüzleşirdi apansız

Bulutlar bölük pörçük,

Çağırınca geri gelirdi

Kemik dallar kımıldar

Çomar elbette, mahzun

Semâyı tarar, gök kafes kanatlarla dolardı

Taş mabette sükûn,

Issızlık derine, tâ derine işler

Demet demet,

Ayaz ciğerlerden kopardı

Sükût yedi iklimde hüküm sürerken, evet

 

Mağaradan salınır kısrak

 

An geçti, geçmekte

Çocuksan her şey ıraktır

 

Uçurum cazibeli, ıslık çalar

Alıcıya ünlerdi

Koyun mezarlıkta otlanmakta

Ala gün sağılır, şeffaflık arı duru

Eleğimsağma rengâhenk,

Mayalanırdı toprak,

Eğreti yalımları sönerken

Yılan tıslar

Karga pervaza kurulmuş kahkahada

Pencere sürgülü,

Sarmaşık sürgün verirdi

Söz zerre zerre ezilir

Çerçeveden sızan fısıltı

Ölmek için çok erkendir, derdi, evet

 

Uçurum cazibeli, ıslık çalar

 

Hayaller yakın gençken

Gençken… Gelecek hemdert

 

Sazlığın nâmesi ücrâda yiter

Perde, nefes nefese

Islak meltem, sırtlara tünerdi sâkin

Bûseli düğmelere,

Sabahlığın üstüne yasemin sinerdi,

Bakışlar çetrefil,

Ömür çizgisini deşeler

Dudaklarda sızı,

Yol, nerede biter?

Esin, ezgiyi yüklenirdi

Birden, iniltiler gürleşir

İnce ruhlarda dehşet

Hayat kördüğümdür dolaşır

Hiçlik, iç çekişle seğirirken, evet

 

Sazlığın nâmesi ücrâda yiter

 

Kartlaşan sesle

Masumiyet çiğneniyor

 

Engin baş kaldırdı

Felek, çakırdikenlerde geziniyor

Bereli ayaklarla

Ev omuzda berduşlar,

Seyirtti uzaklardan

Balon kurtuldu

Pençe pençe kızarmış,

Yanaklar soluk

Çocuk cıvıltısı düş artık

Tren gürültüsü, yok oldu çoktan

Yaşlı gölgeler,

Sek sek oynayan kızlarla,

Baygın gölete

Süzüldü, damladı, kamaştı evet

 

Engin baş kaldırdı

 

Bedenler sıtmalı

Palazlandıkta şehvet,

 

Dalga kırıldı, kıyıya vurdu,

Midyelerin pütürlü kabuğuyla

Kesildi tırnaklar

Zokalar söküldü

Puslu lodosta

Obur bekleyişle iştah kabarık

Pulların nefhâsı,

Boğazlarda

Homurtular bataklıktan

Antlar içildi, üst üste

Fenerde çığlık ve vahşet

Siren patladı

Rıhtım silinirken

Su ayaklara serildi, evet

 

Dalga kırıldı, kıyıya vurdu

 

Ölüm öncesi biraz

Dirilir insan

 

Gün tepeden kayboldu

Yamaçlardan

Karayel koptu

Sakız kadar ak

Çamaşır küle bulanık

Işınlar yel yepelek,

Başıboş tüyler saçılmakta

Göç vakti

Leyleklerin dili yoluk

Vakit geç

Nem, doyma noktasında

Süt katranla taştı

Melekler gri,

Karda uçuşmakta, evet

 

Gün tepeden kayboldu

 

Gece çirkin, gece korkunç,

İman et.

 

İsle örülü karanlıkta,

Örümcek çöreklenmiş, harabeyi arşınladım tek başına

Zeytin yağı bitkin, ufuk parça parça,

Yar dipsiz… Kör yıldırımlar tokuşuyor

Ciğerlerim zangır zangır…

Ensemde şeytan, vesvese üflemekte

Günahlarım alazlanmış

Topuk sesleri tekinsiz…. Üzerime üzerime yürüyor

Katil siluetler tırmanıyor, geçmişten

Saldırma sertçe, iliğime işlemekte

Cinler kaburgamı sayıyor teker teker

Kuytuda cinâyet var

Kafanı pencereden çıkart, göreceksin

Gün yuvarlandı, gövdem gömülmekte, evet

 

İsle örülü karanlıkta

 

Kirpiklerim hareketsiz,

 

Farkında mısın?

 

An geçti, geçmekte

Çocuksan her şey ıraktır

Hayaller yakın gençken

Gençken… Gelecek hemdert

Kartlaşan sesle masumiyet çiğneniyor

Bedenler sıtmalı

Palazlandıkta şehvet,

Ölüm öncesi

Biraz dirilir insan

Gece çirkin

Gece korkunç, iman et.

Rüzgârın uğultusundan yontuldu ruhumuz

Âkıbet,

Kara kapkara bir gecede uyuduk

Taşlara sarınarak, evet

 

Zincir, kayaya kıvılcımla sürtünür.

Nedendir

Reklamlar

2 comments

  • halimcim ellerine sağlık. ifade gücün, her şiirinde artmakta. “en beğendiğim şiirin bu” diyemem ama özellikle şu ifadeler çok etkili:

    “çocuksan her şey ıraktır”: çocukken sorumluluk yoktur.

    “uçurum cazibeli, ıslık çalar”

    “mayalanırdı toprak”: bu ifade, anadoludaki bazı yörelerde sabah vakti çayırlardan toplanan çiğ damlaları ile sütün mayalanmasını hatırlattı bana.

    “karga pervaza kurulmuş kahkahada”: uyuz olurum bu kahkahaya 🙂

    “hayaller yakın gençken”: bir kitapta okumuştum, gençlerin düşündükleri an yarattıklarını zannetmesini.

    “perde nefes nefese”: perdeye yelin vurması bu kadar etkileyici ifade edilebilirdi.

    “buseli düğmeler”

    “bedenler sıtmalı/palazlandıkta şehvet”

    “süt katranla taştı”

    “kör yıldırımlar tokuşuyor”

    “ensemde şeytan, vesvese üflemekte”: sanki bunu okuduğumda ben de şeytanı hissettim ve bir kabz hali meydana geldi 🙂

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s