Dil Kandan Fazla Birşeydir!


431935

Dil, özgür bir ortamda insani ihtiyaçlara yardım eden, akla olduğu kadar duyguya da hizmet eden ve düşüncenin oluşumunu sağlayan aygıttır. Heidegger’in de belirttiği gibi “Dil, varlığın evidir.”   Biz dil içine doğar ve bir dil içerisinde düşünürüz.  Düşünce dünyamızı ve gündelik hayatımızı belirleyen temel araç olarak dil, bazen bizi istemediğimiz olayların içerisine de sürükleyebilir.  Yazar Vıctor Klemperer,  Nasyonal Sosyalizmin Dili adlı kitabında, Nazi Almanyası’nda yaşadıklarını değerlendirerek bunun güzel bir örneğini bize sunmakta.

Klemperer, eserinde Nazi Almanyası döneminde kullanılan dili incelemekte ve günlük dilde kullanılan ifadelerin masumiyetten ne kadar da uzak olduğunu bize göstermeye çalışmaktadır.

Kitap içerisinde, kavramların anlamlarının değiştirilmesi, insanların mekanik terimlerle ifade edilmesi, Hitler’in bir kurtarıcı olarak görülmeye başlaması ve insanların kısaltmalarla tek düze hale getirilmeye çalışılması ele alınan temel konular. Kendisi de bir Yahudi olduğu için o dönemleri bizzat yaşayan ve başından birçok olay geçen yazar, kurtuluşundan sonra yaşadığı şeyler üzerinden dilin yanlış kullanımının çok tehlikeli olduğu kanısına varmış ve bunu örnekler üzerinden açıklamaya çalışmış. Nasyonal sosyalizmin dili, kitapta İncil’in dili olan Latince yazılımı ile kısaltılarak kullanılmakta: LTI.

Kitapta verilen dille alakalı örneklerden biri de kahramanlık kavramı üzerinedir. Yazar şöyle der ; “Kahraman, kökeni itibariyle insaniyeti geliştiren eylemleri ifade eden kişidir. Hitlerinki gibi bir savaşın kahramanlıkla bir alakası olamaz. Ancak gerçek kahramanlığı hiç tanımamıştır Nazizm. Onun için kavramı tahrif etti ve itibardan düşürdü.” Nazizim bu yolla insanların kanına tek tek kelimelerle girmekte insanların bilinçsiz bir şekilde bunları devralmasını sağlamaktadır. ”Birisi yeterince uzun süre fanatiği kahraman olarak tanımlarsa buna sahiden inanır ve fanatizm olmadan kahraman olunmayacağını düşünür hale gelir.” Kahramanlıktaki gibi fanatizm kelimesi de Nazi döneminde değerleri değişerek kullanılmaya başlanmış ve yazarın dediği gibi bir günde bir yıl kullanıldığından daha çok kullanılır hale gelmiştir

Nazizm’in yaptığı ikinci faaliyet dilde kısaltmadır.” Modern kısaltma, teknikleştirmenin olduğu yerde ortaya çıkmakta ve totallik iddiasına uygun olarak her şeyi teknik hale getirmekte.” Teknik hale getirme insanlara da uygulanarak, günlük tabirlerde insanlar motorlarla kıyas edilmektedir. Bir makine gibi görülen insan, düşünme ve sorgulama gibi faaliyetlerden uzak tutulmaya çalışılmaktadır. . İncil’in dili ile konuşan Hitler, kısaltmalarını oluştururken dini terminolojiden de faydalanmıştır. Bu yolla insanları kendine inandırmakta daha etkili hale gelmiştir.

Nazizm’in kitapta en önemli görünen ilgi çekici sorunlarından biri de Hitler’e olan inanç halidir. Yazar, entelektüel olsun veya halktan olsun, her iki mecradan kişilerin de aynı şekilde Hitlere inanıyor olmasını çok şaşırtıcı bir durum olarak görmüştür. Üstelik bu insanlar akli melekeleri olarak da orta ve üst seviyede bulunan insanlardır.  Führer olarak Hitler, yeni bir İsa, Almanlara mahsus bir kurtarıcıdır – çünkü romantizm akımı temel çıkışlarıdır, bu da milliyetçiliği en üst seviyeye çıkaran akımdır- ve kitabı da Almanların esas İncil’i, onun savunma savaşı ise bir kutsal savaştır. Yazar bu dile “ Galibin dili” demektedir.” Galibin dili…  cezasız kalmaz onu konuşmanız, nefes gibi içinize çeker, ona göre yaşarsınız.”

Klemperer, başından geçen bir olayı anlatır kitapta. Uzun yıllardır tanıdığı bir arkadaşı, savaş sırasında Nazi askeri olmuş ve Hitler ölünce eski yaşamına devam etmektedir. Bir gün karşılaşırlar ve sorar yazar, “Pişman mısın?” diye. Adamın verdiği cevap çok ilginçtir:

“Pişman değilim. Diğerleri onu yanlış anladılar, ona ihanet ettiler. O böyle bir şey olmasını istemezdi. Ama ona, ONA, hala inanıyorum!”

Kitap bu ve buna benzer birçok örneği içerisinde barındırmakta. Fakat kitabı bizim açımızdan önemli kılan soru şu: “Düşünsel bakımdan nefes aldığımız dilimiz acaba bize saf bir oksijen mi sağlamakta; yoksa oksijene ek olarak başka gazlar ile ciğerlerimizi yavaş yavaş zehirlemekte mi? Bu sorunun sorulmasını sağlamak bizim için yeterlidir. Çünkü örnekte de gördüğümüz üzere söylemler hiçbir zaman masum değildir.

Kitapta altını çizdiğim bir sözle yazıma son vermek istiyorum:

 “Yaşam, hiçbir romancının ‘roman gibi’ olur diye cesaret edemeyeceği tertiplere olanak tanır.”

 

Reklamlar

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s