Uçurumun Kenarında 4


“ kader birbiri ardına sıralanmış, nedenler ve sonuçlar
Hayallerle geleceğe ve geçmişe kementler atılan
Sürekli önden çekildiğimiz arkadan iteklendiğimiz
Arzuların ve hüsranların kucağında, düşüp kalkılan
Anı fark etmeyi engelleyen kervanda, arada ezildiğimiz
Özgür ve mutlu olduğumuz o anı tekrarlamaya çalışırken
Nisyanla geçmiş ve geleceğe uyuşuk halde rabt olunduğumuz
o mahut çizgi, o görünmeyen ip, o mumla yazılmış harfler,
Dokununca parçalanacak o kağıdın anlattıkları.
Bizi
Yeşim taşı gibi filizi ve yeni çiçek açmış pembe, erguvan, mor ağaçların barındığı,
Kondukları daldan kalkarak üzerinde seğirten gümüş renkli kuşların yuvalandığı,
Aralarını ayın güneşten emanet kaşağıyla taradığı gri kısrak bulutlarının nakşettiği,
Yokuşlarında kabaran köpüklerle jöleye dönüşmüş deresinde balıklarının yay çizdiği,
Karlar eridiğinde eteklerinde biten, burunları uyuşturan kır çiçeklerinin sığındığı
Tepesine papatya çiçeğinin yaprakları serpiştirilen dağın karşısına yerleştirdi,

Toprak kokusunu yanımıza taşıyan meltem, terlemiş elbisemize değiyor
Ürperiyor cüssemiz, sertleşiyor tenimiz, sızlıyor kulunçlarımız
Sadece aşağıya bakmakla aynı duyguyu yaşatan bu yükseklikte
Yerlere tılsımlar çizen ceviz ağacının yanındaki yarda, buluşturuyor yazgı bizi

Hep ninelerimizin anlattığı o tatlı yalan tarih,
Sadece hislerimizle ayaklarımızı bastığımız yer,
Bıkmadan fasılasız yaratılan zaman,
Bizim için aynı yörüngede dönmeye başlıyor.
Bak
Fenerler ne de güzel aydınlatmış etrafı,
Ateş böcekleri cilveleşiyorlar mehtabın haleleriyle.
Diz bükmüş serenat yapıyor cırcır böcekleri,
Karyolasında kıvrılmış, sıtmaya tutulan yakamoz, titreşiyor ıstırapla.
Döküntü izbe kuytuya koşuşuyor cinler ıslık çalarak,
Sırt sırta vermiş dağların yanaklarından, kekre gözyaşları süzülüyor.
Kalın teninde, karıncaların cilalı gövdelerini,
Gezdirmelerini bekliyor, yosun bürümüş ıhlamurlar
Silinmiş köprünün ardını, merak ediyor hırçın tavşanlar,
Burunlarını oynatarak zıplıyorlar, uzak yabani havuç tarlalarına.
Çitleri aşmak için elini attığında jiletten daha keskin teller avuçlarını deşiyor.
Kulağın duvarda yan odadan sesler duymaya çalışıyorsun boşuna,
Tavandaki pencereden kâinatı seyredebiliyorsun ancak
Yakınındaki çiçeklere dikkat edemiyorsun kuşkusuz,

Reklamlar

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s