Uçurumun Kenarında 2


Yarı pelte vücut biraz kıpırdandı, “belki de bunların hepsi düzmece, beynimin bana rahatlamam için uydurduğu ya da oynadığı bayat bir numara” dedi. Kızıla çalmış gözleri, ne yapacağımı kestirmeye çalışan sen, aslında çok şey biliyorsun; fakat şunu da dinlemeni isterdim şeklinde yılışık yılışık bakıyordu. Peygamber düğmesi dudaklar açıldı, belki de ben senin kâbusunum sözünü ekledi.
Kır kıvırcık saçlının önünden senle neden konuşmaya, kendimi haklı çıkarmaya çalıştım ki şeklinde bir gölge geçti. Sonra başladığım işi tamamlamalıyım, ne olursa olsun sana haddini bildireceğim, diye düşündü.

Kendimi değiştiremediğim halde senin beni değiştirebileceğini düşünmen ne kadar gülünç. Yüzümü okuduğunu zannediyorsun. Bak şu kırçıl dalgalı, her an rüzgârın yönünü değişebilecek, önüne ne varsa katıp sürükleyebilecek, fırtınanın habercisi bela yüklü saçlarıma. Bunu değiştirebilir misin? Saçımın şeklini bile kendininkine benzetemiyorsun; fakat fikrimi değiştirebileceğini iddia ediyorsun sözüne işaret eden durgunluğun ardından “kâbusum değilsin ama en az onun kadar rahatsız edicisin kâbusuna son veremezsin, dedi ve ekledi: Birazdan seni asarken elim vicdanımı kıpırdatmayacak kadar sakin olacak. Bir telefon görüşmesindeymişiz farz et. Az sonra ahizeyi yerine koyacağım ve konuşma sona erecek. Bizim şu an yaptığımız telefonda birbirimize sonra görüşürüz sözcüğünü söylememiz.

Kabarmış kırçıl saçlar gölgeye çekilmiş, gençliğin umursamazlığına bürünmüştü. Böylelikle son cümleyi söylediğinde karşıdakinin nasıl etkilendiğini ölçmeye çalışmıştı aynı zamanda. Hüküm verilmişti kısaca, ona göre.
Geceyi saat tik taklarını andıran sinyalleriyle düzenli delen ışık, kır saçların arada dikkatini çekmiyor değildi. Buna rağmen gençliğin tadını çıkarmak istiyordu. Böylelikle peygamber düğmesinin büzülmesini zevkle izlemek için her zaman içeri çekip saklamaya çalıştığı göbeğini serbest bıraktı.

Karnının kalınlığını ortaya çıkarmasıyla izlediği görüntü onu gittikçe endişelendiren bir hal aldı. Çünkü peygamber düğmesinin çene gamzesinde telakki ve mağruriyet birikmiş, oradan yüzüne yayılmıştı. Hala kurtulma ümidinin olduğunu sanıyordu herhalde. Merak etme zamanı gelince o kolu çekmekte tereddüt etmeyeceğim, dedi. Arkadaşının alıklığından yararlanıp ona anlattığı yalana inanıyor gibi bakmasından iç gıcıklayıcı bir zevk alan, kahkahalarla gülmekten yanaklarını ısırarak son anda kurtulan, yine de alaycı kısık bakışlarla ona bakmaktan kendini alamayan biri gibi müstehzi ses tonuyla, bilmem! belki de rüyadayımdır yoksa bu kadar hazır cevap olamayabilirdim sözünü ekledi.

Vücut yarı pelteliğini kaybetti, daha derin nefes aldı havaya yayılarak. Elmacık kemiklerinden çene gamzesine biraz daha mağruriyet aktı.

Reklamlar

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s