Uçurumun Kenarında 1


Yaşayanlar ölülere yukardan bakar.
(Tarihte, herhangi birinin söylediği vecize)

Nerede ve ne zaman gerçekleştiğini daha sonra söyleyeceğimiz olay gözlerimin önünde cereyan etti. Daha saçında bir beyaz dahi kıvrılmamış genç asılıyordu. Süvetere sürtülmüş elma kadar parlak, gün ışığının sağalttığı al yanaklarında; halâvet ve tazeliğe tezat düş kırıklığı maskelenmişti. Hayat fışkıran elmacık kemiklerinin üstüne belli belirsiz bir hüzün gömülüydü. Çatlayan göz beyazının yarıkları arasından dal budak salmış damarlar yüzünden, etrafa kızıl bakışlar atıyordu. Zaman zaman önceden yaşadığı bir anın görüntüsünü tekrar yaşıyormuş gibi durgunlaşıyordu. Zaman zaman uzaklardan bir ümit beklentisiyle fazla sürmeden tahtından olan gülümsemesi, suratının hatlarını oynatıyordu. Bununla “Ben gidiyorum, seni bunu yaptığına pişman edeceğim, ama ne yapmalıyım tam olarak bilmiyorum.” diyordu adeta.
Gözlerinin aksine vücudunun korkudan kaskatı olmasını bekliyordum. Görünüşü, kaza anında artık yapılabilecekler yapılmıştır bundan sonrasına benim dışımdakiler karar verir demiyor, gücümün ve cesaretimin kimden geldiğini bilmiyorum ama bu işin üstesinden geleceğim sözünü imliyordu. Bedeni aynen ağır bir eşya taşındığı zamanlardan sonra dinlenme anında olduğu gibi kayıtsız bir kararlılıkla bitap ve yarı pelteydi.
Ruhunda iki başlı yılandan sarı olanı mor renklinin boynuna dişlerini geçirmişti. Mor olanı dağların ardına bir kurtuluş yolu bulacağına inanarak kendinden emin dik bakışlar atıyordu. Çocuk gardı düşen boksör gibi uçları giderek aşağı inen peygamber düğmesi kıvrımlı dudaklarından son duasını ediyordu.
Islık çalan s nin üstüne basarak sen ben misin dedi, çocuk.
Karşıdan ceset kadar ağır ve taş kadar duygusuz, karanlıklar arasından kararlılıkla sana yaklaşıyorum, hiçbir şey sana merhamet göstermeme neden olamaz cevabını andıran katıksız hayır cevabı geldi.
Sesin sessizliği sağır eden çınlaması yılanlardan sarının ağzının gevşemesine morun gözlerindeki yeşil alevin parlamasına yol açtı. Neden bu kadar basit dedi peygamber düğmesi dudaklı.
Çünkü doğru iki nokta arasındaki en kısa yoldur dedi kır kıvırcık saçlı. Sözünü, cümlenin sonuna doğru zalimleşen ses tonunun tokluğuyla “doğruyu bulmak için dolambaçlı yollara sapmaya ihtiyaç duymuyorum, basit olan doğrudur” şeklinde yineledi. Fazla konuşmaması gerektiğini düşünerek sustu. Hali gittiği misafirlikte uykudan kalkınca kendini nerede bulduğuna şaşıran ama şaşırdığını uyandırana göstermemeye çalışan birine benziyordu.

Reklamlar

4 comments

  • Halim ellerine yüreğine sağlık. Psikolojik olarak olaya çektin bizi, olay örgüsü olmadığı halde ikincisini bekletiyorsun.
    Yalnız son paragraftaki diyaloglar tarz olarak hikayenin gidişatına uymamış. Elden geçirmeyi düşün derim.

  • hastalığın ya da kanunun ölüme mahkum ettiği insanların
    yaşadığı doğal evreler vardır hani;
    inkar, isyan ve kabullenme
    burada yanlış anlamadıysam son aşamayı görüyoruz
    benim asıl merak ettiğim, bu karakter diğerleri gibi bu
    iki ön evreyi yaşamış birisi mi yoksa bir istisna olarak sadece
    son evreyi mi yaşıyor.
    yoksa idam ve idamsehpası sadece birer imgemi

  • çok afedersiniz böldüm ama sizi hayranlıkla takip eden birinin olduğunu hatırlatmak istedim. Sağlıcakla kalın

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s