Devran


İbrahim bir gece ateş yaktı. Bir su şişesi vardı yanında. İbrahim keskin bakışlarını her nasılsa ateşin ardına kadar uzatıyor, yanan odunların çıtırtısıyla cırcırböceklerinin seslerini ayırt edebiliyor, her nasılsa kesif duman kaplamışken her yani, o bir yerlerden ıhlamur kokusu alabiliyordu. İbrahimdi o, sessizliğinde çığlık koparan adam. Bu yüzden dostum zaten. Benim kadar açık sözlü, benim kadar hayattan kopuk. İbrahim bir efsane gibi hayatın dışından, hayatı daha net seyretmenin rahatlığındaydı. Bana anlatırdı bunları, bir de kendi dilinden anlayan kuşlara. Ta ki…

Ta ki gömdüğü aynalar bir yağmurla gün yüzüne çıkana kadar. Ben ibrahimi küçüklüğünden beri bilirim, top oynadıkları arsa, benim yattığım yerin hemen yanında. İbrahimin kalbinden geçen ilk ceylanı da ben bilirim. Ama hiçbir kızla konuşmadı hayatında. İbrahim, ateş yakmaktan arda kalan zamanlarında, filmlerdeki senaryo hatalarını bulmayı, sahaflarda sayfa sırası karışmış kitaplari ve kapanmış dergilerin sayılarını toplamayı, radyodan ilk defa duyduğu şarkıları dinlemeyi severdi. İbrahim, bana söylediğine göre, kardeşinden daha fazla harçlık almayı hiç kabul etmedi. Üstünü her zaman geri verdi babasına. İbrahim bu yüzden benim sırdaşım oldu.

Ta ki aynalar gömüldüğü yerden çıkıncaya, ibrahimin yüzü kendine görününceye kadar. İbrahim, yıktığı putların yerine yenisini kendisi koymamak için, beni ve otlarının arasında taşları kaybolmuş bu sevimsiz tarlayı terk etti. Olsun, kuşlar ibrahim’in dilini bildiği sürece, o hiçbir zaman bir köpükten ibaret olmayacak. Bunu bilmek bana yeter.

Reklamlar

6 comments

  • ne kadar çok putumuz var kırılacak değil mi? en çok da aynalarda gördüğümüz putlar… ellerine sağlık gözüm. harika olmuş.

    şimdi aklıma geldi. söylemezsem olmaz. salih akdemir hoca’nın nevâdirindendir: “müslümanlar bugün allah diye bir puta tapıyorlar” galiba biz ikinci sınıftayken bir tefsir dersinde söylemişti hoca bu sözü. o zamandan beri severim hocayı 🙂

    • insan bazen farkında olmadan hakikati ifade edebiliyor demek ki Hadicim..

  • bazı geçişler biraz kopuk olmuş, örgüsü biraz daha kuvvetlendirilebilirmiş, ama üç paragrafta mevzuyu bitirmen de güzel Yasincim. ayna var ayna var hem değil mi..

    tashih: ilk paragrafta “kesif” kelimesinde “s” “ş” olarak yazılmış canım..

  • açıkçası nasıl bir ruh haliyle yazdığını merak etmedim değil:) çok beğendim gerçekten, ilk ve son paragrafın dili ve ortamı birbirine yakınken orta paragrafta biraz kopukluk olmuş. orda da yumuşak bir geçiş var ama biraz sanki doğanın sesinden şehrin sesine bir geçiş gibi olmuş:) eline sağlık, devamını bekleriz:) öffff yine bilal abi’ye katılmak zorunda kaldım bu yorumumla:P

  • ben kopuklukların bir kusur olduğunu düşünmüyorum. tamam yasin’in tarzının biraz dışında bu yazı ama yine de güzel olmuş bence. yasin’in akışkan bir üslubu var. ama bayadır zaten bunu göremiyordum. kopukluklar da bu sebepten olabilir. ama bozmamış. bilakis ilginç zihin sıçramaları yaratmakta kopukluklar.

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s