Yazmak üzerine…


WritingYıllardır neden yazdığımı soruyorum kendime, nasıl yazdığımı, ne için yazmam gerektiğini ya da… Edebiyat yapıyorum diye içimden ne, nasıl geçerse geldiği gibi kelama dökmeye o kadar alışmışım ki, yazmanın kendimi anlatmanın diğer yolu olduğunu zannetmeye başlamışım. Oysa olması gereken hiç bir süzgeçten geçmeden kelamı aynen geldiği gibi geçmek midir kağıda? Yazdığım şeylerin insanlarda hiç bir karşılığı olmadığını bilerek sadece kendimi, gönlümü tatmin etmek midir? Bu yazıda ‘yazmak’ fiilinin nasıl işlenmesi gerektiği üzerine yazmaktan çok, yazarın illa bir mesaj vermeye  ya da tek bir özneye kelam etmeye çalıştığı yazıların, içeriğinin derinliğinden çok kişisel kaygıların ön planda olmasının, yazılana etkisi üzerinde duracağız.

Yazarken, düşsel planda tek bir kişide saplanıp kalmam ya da hep ‘bu yazı illa bir mesaj vermeli’ diye zorladığım yazılar, hep aklımda kendimden çıkamadığım, olmadığım kaygısı taşımama sebep oldu. Acaba yazmak insanın kendi dışında yaşanmışlıklarından, öğrendiklerinden yola çıkarak yazılacak olanları ayrı bir yerde yoğurması mıdır? Cümlelerin gelip geçtiği, içimde sıkıntıların büyüdüğü, insanlardan tüm her şeyden kaçmaya hazır olduğum vakit kalemi elime almışım ve kara cümleler yazmaya başlamışım. Eskiden yazdıklarımı okuyup çöpe attıktan sonra, bu duygusal kelimelerin aslında hiç bir şey ifade etmediğini, sadece benim duygusal yükümün hafiflemesi için karalanmış edebi değeri olmayan şeyler olduğunu anlamam çok fazla vaktimi almadı. Bugünki edebiyat dergilerinde özellikle bizimle ve bizi takip eden neslin acaba bunu anlayıp kendilerinden uzaklaşabilirler mi diye sorduğum bir vakitte benimde belki hala bu durumun içinde olduğumu düşünerek sesli bir konuşma yapmamı gerektirdi. Kendinden uzaklaşmak, kendinden uzağa düşmek ya da farklı bir dünyaya kapı açmak anlamında değil, bir yazıyı yazdığın vakit o yazıya kendi dışından bakabilmek için ne gereklidir ve bunu anlamama rağmen ben yazdığım hikayenin ya da denemenin olup olmadığına dair kendimi ölçebiliyor, eleştirebiliyor muyum?

İnsan yazarken kıvranmalı, tırnaklarını kağıda geçirmeli, yırtmalı, koparmalı bir şeyleri; tüm zihnini odaklamalı ve zekice şeyler çıkmalı ellerinden, bunun dışındakiler -kendimden biliyorum- aptal bir romantizmden ileri gitmiyor. Şiirin, denemenin, hikayenin, eski türk filimlerindeki klasik replikler gibi “sevdim seni lanet olası” “git, terket beni” ya da karşılığı olan bir aşkın, “gözlerinde buldum kara sevdayı” “deniz gözlerine doldur beni” örneklerinin birer şiir olacağını iddia edeceksek; sokaklara, kamyonlara yazılan, “sevdim seni kara gözlüm” “kamyonum çeker on ton yirmi ton, gönlüm çeker paris hilton” yazılarına da birer sanat eseri gözüyle bakmamız gerekir.  Ben edebi bir yazıyı yazma sürecinin zorlu geçmesi gerektiğini anladım. Yazar, şair, kalemi eline aldığında bu süreci oluştururken kendini kanatmalı, paralamalı, ince ayrıntılarla, zekice kelime oyunları, betimlemeler ve imgelerle o eserin içinde ayrı bir dünya kurmalı, karşısında bir sevgili anlatacaksa o sevgiliyi kendi gözüyle oluşturmalı, eğer bir gerçeği anlatmak istiyorsa da o gerçeğin karşısındaki insanın anlayacağı en yalın şekliyle anlatmalı. Yoksa üzerine hiç bir çalışma yapmadan dile geldiği gibi bir sözü söylemek altında her ne kadar birikim olursa olsun, her ne kadar bilinçaltının kazanımları olursa olsun, ona edebi bir değer kazandırdığı manasına gelmez.

Edebiyat dergilerine gelen şiirlerin içinde, ‘sen bunu, beni  duysun diye bir kıza yazmışsın’, ‘gurbetteki derdini anlatmışsın’, o kadar aşikar bir şekilde dile gelmiştir ki, şiirin kendi hakikatinden uzağa, denemenin kendi varlığından bihaber bir yere düşmüştür ve sen devrik cümlelerden oluşan bir ucubenin içinde kalırsın. Kaç yazım böyledir, kaç şiirim.. Deneme ve şiir arasında kalan onlarca kağıt parçası… Kaç defa oldum deyip, yazdığımı yeniden okuduğumda ‘bunu ben mi yazdım’ diye  burun kıvırmışımdır. Bu yüzden her eserin iyi bir eleştiriye ve her şeyden önce yazarın kendisinin kendisine olan eleştirisine ihtiyaç vardır. Yoksa günlük cümlelerin bir çoğunun toplamı ya da bir röportajın kağıda aktarımı da pekala edebi bir eser olabilir. İster gösterişli cümlelerle bezensin, isterse olaylar gerçekçi bir yaklaşımla ele alınsın edebiyatçının yapması gereken nedir? Bunun keskin sınırları var mıdır? Ben kendi yazı tecrübelerimden yola çıkarak, üzerine düşünülmüş, titiz davranılmış şey her ne kadar ‘an’ için sanat eseri tadı vermese bile, yazıyı yazan yazıcının gelecek va’detmesi için bir kapıdır diyorum. Üzerine çalışmadığın, kafa yormadığın bir şeyin, sadece senin oyuncağın olduğunun farkındalığı gerekir bir şaire, bir deneme yazarına da kendi yaşanmışlıklarının aynen olduğu gibi değil olması gerektiği gibi kağıda damıtılması…

Ben tamamen gönlün söylediklerini ya da ilhamı dışlamıyorum. Ama bu ilhamın getirdiğinin kutsal olarak algılanmasına, ‘böyle geldi, böyle oldu’ denmesine ve üzerinde düşünülmeden sunulmasına karşıyım. Ki bunun hayatla bağlantısı da gönlün söylediklerini akıldan, aklın söylediklerini de gönülden geçirmeli, derinlik kazandırmalı, öyle sunmalı… Yazılan tat vermeli ki kelam, dile rağmen dilin üzerinde bir şeyle okurun zihninde yer etmeli. Bir bilgi alırken de, edebi bir eseri okurken de eğer şehvet kadar tat verdiyse, o eser, eser olmuştur.


∗ Abdullah Kavaklı


Reklamlar

5 comments

  • bayağı şeyler her ne kadar daha cazip gelse de insanlara “bayağı”dan fariğ olmak herzaman için daha yeğdir, buna dikkat çeken bir yazı, tebrikler..

  • Kucuk bir katki: Genel anlamiyla yazmak ‘edeb’ ister. Bu yuzden biz yaziyi dogurma surecine edebiyat diyoruz. Eline, yuregine saglik.

  • şiirle acıyla kalemle ve illaki kendiyle hesaplaşmasını bilen bir adam konuşuyor, kulak verin.

  • pek kıymetli bir yazı…
    Gençlik devrimizin güzel bir tasviri olmuş. Belki bu neslin bir şeyleri niyayet idrak edip, anlayıp yeni bir çağa evrildiğinin ilk somut misali olarak almalıyız bu yazıyı. Hani Rönesansın bir sonraki çağı doğurması gibi bir sülûk.

  • inşallah emir, inşallah kendi zöylediklerimizden dışarı çıkmayız…

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s