Görünmez Kentler / Italo Calvino


Türü belli olmayan bu kitap İtalyan yazar Calvino’nun en önemli kitaplarından biridir. Zira kendisi kitap hakkında şöyle demiştir: “İçinde en çok şeyi söylemiş olduğuma inandığım kitabım Görünmez Kentler’dir; çünkü Görünmez Kentler’de bütün düşüncelerimi, deneyimlerimi, ve varsayımlarımı bir tek simge üzerinde yoğunlaştırabildim.” Bu simge kent’tir. Calvino kitapta, kent simgesi üzerinden 11 ana başlık altında düşünce ve duygularını dile getirmektedir. Peki kent simgesi ona ne ifade ediyor, diye sorarsak, yanıtı yine ondan alabiliriz: “Ben de diğer bütün kentleri kendisinden çıkarabileceğim bir model-kent düşündüm, dedi Marco Polo. Sadece ayrıklardan, yasaklardan, zıtlık, tutarsızlık ve saçmalardan oluşan bir kent.” Kısaca kitap, bir kalem ustasının elinden çıkan hayat resitali…

Tadımlık: “Kentlerle ilişkimiz rüyalarla olduğu gibidir: hayal edilebilen her şey aynı zamanda düşlenebilir, oysa en beklenmedik rüyalar bile bir arzuyu, ya da arzunun tersi, bir korkuyu gizleyen resimli bir bilmecedir. Kentleri de rüyalar gibi arzular veya korkular kurar; söylediklerinin ana hattı gizli, kuralları saçma, verdiği umutlar aldatıcı, her şey, başka bir şeyi gizliyor olsa da.” (Görünmez Kentler, s.87)

∗ Ali Haydar PEÇE

Reklamlar

5 comments

  • görünmez kentler’i başucu kitaplarım arasına koyuyorum. huzurum kaçtıkça elime alıp okuyabileceğim bir kitap. muhtemelen her okuyuşta farklı tatlar alabilirim. bence kitap gücünü, hayatın ve doğanın karmaşasını, gel-gitlerini olduğu gibi aktarmasından alıyor. kitabın geneline baktığımızda bir biçim yakalamak zor. kitap okunduğunda çoğu kişinin aklına “calvino bu kitapla tam olarak ne yapmak istemiş, başı ne sonu ne?” tarzında sorular gelebilir. yani kitap kolay kolay sarmayabilir. bu durum tam da kitabın vermek istediği karmaşa duygusundan kaynaklanıyor bence. önemli olan, calvino’nun ustalıkla yaptığı gibi, bu karmaşa içinde tat alınacak kırıntıları bulmak. bunu çok iyi yapan başka bir usta daha var: borges. calvino ile borges’i bu itibarla yan yana getirebiliriz. nitekim kitabın sunuş yazısında bu iki yazardan “büyük labirent ustaları” diye bahsediliyor.
    aynı tatı bir ölçüde sinemada yakalamak isteyenler de bence tarkovski seyretsinler. şimdilik söyleyeceklerim bunlar.

  • Bunlar birer sehir degiller bence. Birer insan karakteri her biri. Gorunmez Kentler denmesinin de sirri bence burada yatiyor. Kimse icinin bu karmasasini goremez, ancak gezgin’ler disinda. Marco’nun kelimeleri ogrenmesi ama anlattiklarinin tadini kaybetmesi, sonra tekrar isaretlere donmesi, insanin hal dilinin, kal diline galibiyetine isaret ediyor. Soze gelmeyecek seylerdi cunku Marco’nun anlattiklari. Digerleri gibi, ne acliktan ne ekonomik durumdan, ne siyasetten bahsediyordu. Golgelenen insanin icindeki neseyi ve sikintiyi, hangi soz nasil anlatsin. Ama Marco, o ani yasamisligiyla en guzel anlatimi yakalamisti. Sinir, kultur ve kelime tanimayan bir dille hem de.

  • calvino tutan ellerinden öpüyorum ali haydar! “gerçek”ten (!) “hayal” mi bunlar? okuyana aşk olsun!

  • “Uyanıkken gördüğün rüya kadar hayal” hadicim

    Kitabı okumaya başladığınız anda içine girememe hissi yaşayacaksınız bir çoğunuz. Bir tanıdığın torpiline ihtiyacınız var sanki. o torpil olmadan bu seyahate çıkamayacakmışsınız gibi hissediyorsunuz. bu torpil kimi için borges kimi için kitapta bahsedilern ve kraliçenin rıhtımdaki oğlundan bahseden üç ihtiyar olabilir.
    kitap sadece içindeki muhteşem tasvirler için bile okunabilir ve okunmalıdır.
    ama bana göre asıl muhteşemliğini okuduktan sonra çevrenizde size gösterdiği zıtlık ve karmaşadan alacağınız haz’dan alıyor.
    bazen yüzüklerin efendisinden bir sahnede bazen de tarkovsky’nin filimlerinin içinde bulabilirsiniz kendinizi.
    şehir algısını bu kadar karmaşık ve güzel anlatmak herkesin harcı olmasa gerek.
    kitaptan bir alıntıyla bitirelim.
    “biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak birşey değil, eğer bir cehennem varsa, burada, çokan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte yanyana durarak yarattığımız cehennem. iki yolu var acı çekmemenin: birincisi pek çok kişiye kolay gelir: cehennemi kabullenmek ve onu görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. ikinci yol riskli: sürekli dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.”

Submit a comment

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s